Nihat YASA

Nihat YASA
yasanihat@hotmail.com
TÜRK DİL DEVRİMİ VE KURULTAYLARINA KURUCAŞİLE DESTEĞİ
08/04/2013
Bu sütunda sizlerle paylaştığım yazılarımda genellikle ana tema Kurucaşile ve yöresi olduğundan, işlemiş olduğum konuların içeriğinin Kurucaşile ile bir ilgisi ve bağı olmasını önemsiyor, mutlak surette bir Kurucaşileli ya da Kurucaşile yöresini ilgilendiren bir konu olmasına özenle dikkat ediyorum.
 
Bugün ise hem Cumhuriyet tarihimizin önemli temel taşlarından biri olan Dil Devrimini,1932-34-36 yıllarında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bizzat katıldığı ve başkanlık yaptığı Türk Dil Kurultaylarını; hem de bu kurultaylara katılan, telgraf çeken Kurucaşilelilerin kimler olduğunu sizlerle paylaşmak istiyorum.

DİL DEVRİMİ

Türkiye Cumhuriyeti'nde uluslaşma sürecini tamamlayan Türk Devriminin ya da Atatürk devrimlerinin en önemli basamaklarından ilki cumhuriyetin kuruluşundan dört yıl sonra yapılan Harf Devrimi, ikincisi ise cumhuriyetin kuruluşundan dokuz yıl sonra yaşama geçen Dil Devrimi'dir.

Dilbilimci-Yazar Prof. Dr. Tahsin Yücel, Yazı Devriminden Dil Devrimine uzanan süreci şöyle anlatır:

"Cumhuriyetten önce Türkiye'de okuryazarlığın bile herkesin erişemediği bir ayrıcalık olarak kaldığı, yurt çapında bir ulusal eğitimin varlığından söz etmenin güç olduğu göz önüne alınınca, örneğin üçgen, dörtgen, açı gibi terimlerin bile eski karşılıklarının ne Türkçeliklerinden söz edilebilirdi, ne Türkçeleşmişliklerinden. ‘Bunların hiçbir karşılığı yoktu' demek daha doğru olurdu. Ama Türkçe de bütün diller gibi sonsuz sayıda bildiri üretmeye elverişli bir dizge olduğuna göre, yeni gereksinimleri kendi olanaklarıyla kendi kaynaklarından sağlamasından daha doğal bir şey olamazdı. Bunun için büyük Atatürk'ün söylediği gibi, onu ‘bilinçle işlemek' yeter, bilinçle işlenebilmesi için de genellikle yazıyı sözden üstün tutma alışkanlığında olan aydınların onu bir yazı dili olarak somut biçimde algılayabilmelerini sağlamak gerekirdi.
Bu bilgilerin ışığında Dil Devrimini kısaca, Türkçe ile düşünmeyi, Türkçenin bütün bilim, sanat ve teknik kavramları karşılayacak yolda gelişmesini sağlayan eylemdir, diye tanımlayabiliriz.
 
Dilbilimci Kâmile İmer de "Dil Devrimi nedir" sorusunu şöyle yanıtlıyor:
Dili daha çok yerli öğelerin egemen olduğu bir kültür dili durumuna getirmek amacıyla yapılan ve devletin desteğini kazanmış olan ulus çapındaki dili geliştirme eylemine 'Dil Devrimi' adı verilmektedir." (Dilde Değişme ve Gelişme Açısından Türk Dil Devrimi, TDK Yayınları, Ankara, 1976, s. 31 ve ötesi)
 
Dil,bir ulusu oluşturan unsurlardan olup, belki de en önemlisidir.Toplum duygu ve düşüncelerini dil sayesinde birbirine aktarır,ortak kültür değerlerini hep birlikte yaratırlar.
 
Dilimiz Türkçe dünyanın en eski kültür ve yazı dillerinden biri olup, sözcük sayısı açısından da en zengin dil konumunda olan birkaç dilden biridir. Türkçe gayet ahenkli, öğrenilmesi kolay bir dildir. Dil bilimciler Türkçe için matematiksel, formüllerden oluşan bir dil tanımını kullanmaktadırlar. Bir açıdan da Türkçe son derece kurallı bir dildir.

Cumhuriyetimizin ilanından sonra Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatı ile Türk dilinin geliştirmek ve yönlendirmek amacıyla 12 Temmuz 1932 yılında Türk Dili Tetkik Cemiyeti kurulmuştur. Bu derneğin kurucuları dönemin tanınmış edebiyatçıları ve aynı zamanda milletvekiliydiler. Samih Rıfat'ın başkanı olduğu bu derneğin diğer yöneticileri Ruşen Eşref, Celal Sahir ve Yakup Kadri'ydi.

Derneğin amacı:"Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak,onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir.

TÜRK DİL KURULTAYLARI

Atatürk'ün sağlığında 1932,1934 ve 1936 yıllarında üç kurultay yapılmış ve bu kurultaylarda bir yandan derneğin yönetim organları seçilirken, bir yandan hem dil politikası belirlenmiş,hem de bu kongrelerde sunulan bildiriler tartışılmıştır.
 
İlki 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nda toplanmış olan Türk Dil Kurultayı "Lügat-Istilah,Gramer-Sentaks, Derleme, Kenguistik-Filoloji,Etimoloji,Yayın adları ile altı grupta çalışmalarını sürdürmüştür.
 
Yapılan bu ilk Dil Kurultayı'na o dönemde Bartın Ortaokulu Müdürü ve Fransızca öğretmeni İhsan Atukeren'de bizzat katılmıştır. Soyadı Kanunu henüz çıkmadığından İhsan Bey, baba adı ile birlikte anılmıştır. Şöyle ki: İhsan Veli Bey-Muallim İhsan Atukeren,Tekkeönü Atukeren'lerden olup;Zonguldak Maden Havzasına çok büyük emeği geçen Osmanlı Devletinin ilk çarkçı subaylarından Miralay Veli Bey'in oğludur.

18 Ağustos 1934 tarihinde toplanan ve 23 Ağustos 1934 tarihinde sona eren İkinci Dil Kurultayında dil derneğinin adı Türk Dili Araştırma Kurumu olarak değiştirilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk'ün büyük emek verdiği, Dolmabahçe sarayında toplanan İkinci Dil Kurultayına Türk Dili Tetkik Heyeti Cemiyeti Bülteninin "Türk Dili" Eylül 1934 tarihli 8.sayısından hemşehrimiz İhsan Atukeren ikinci kez katıldığını öğreniyoruz. Aynı sayıda Kurucaşile'den telgraf çekenleri de bu şekilde öğrenmiş bulunmaktayız.

KURULTAY'A KURUCAŞİLE'DEN TELGRAF ÇEKENLER

Aşağıda 1934 yılında İstanbul Dolmabahçe Sarayında toplanan İkinci Dil Kurultayına telgraf çeken o dönemdeki Kurucaşilelileri dikkatinize sunuyorum. 

C.H.F.Reisi Hasan(Geniş Zade Hasan)-Cumhuriyet Halk Fırkası adına telgraf çekmiştir. Hasan Bey,soyadı kanunu çıktığında "Geniş" soyadı almıştır.Hasan Bey aynı zamanda Kurtuluş Savaşı döneminde Kurucaşile Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti başkanlığı da yapmıştır.

Muallimler namına Ahmet Hilmi(Erdem) telgraf çekmiştir. Soyadı kanunu çıktığında "Erdem" soyadı almıştır.Kendisi Kurucaşile'de uzun süre görev yapmış,çok sevilen bir eğitimci olup;eski bakanlardan Kaya Erdem ve Tarhan Erdem'in babalarıdır.Hatta Tarhan Erdem bu dönemde 1933 yılında Kurucaşile'de doğmuştur.Kaya Erdem ise 1928 yılında Safranbolu'da doğmuş,çocukluğu Kurucaşile'de geçmiş hatta öğrenim hayatına Kurucaşile İlkokulu'nda başlamıştır.
 
Nahiye Müdürü Şevki- Şevki Bey, Kurucaşile Nahiye Müdürlüğü yapmıştır.1934 yılında toplanan Dil Kurultay'ına Nahiye Müdürü olarak telgraf çekmiştir.Kendisi ile ilgili daha fazla bilgiye ulaşılamamıştır.
Himaye-i Etfal Reisi Hasan- Himaye-i Etfal Cemiyeti adına telgraf çekmiştir.Hasan Bey ile ilgili elimizde başka bilgi ve belge bulunmamaktadır.Himaye-i Etfal Cemiyeti 30 Haziran 1921 tarihinde Dr Fuat Umay tarafından kurulmuş (Dr.Fuat Umay TBMM'nde Bolu Milletvekilliği yapmıştır.Kurtuluş Savaşı döneminde Bolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti başkanlığı da yapmıştır) bugünün Çocuk Esirgeme Kurumu'dur.

Türk Dil Kurumu başlangıçtan beri çalışmalarını iki ana eksen üzerinde yürütmüştür:

1. Türk dili üzerinde araştırmalar yapmak, yaptırmak;
2. Türk dilinin güncel sorunlarıyla ilgilenerek çözüm yolları bulmak.

Atatürk'ün kendisi de Türk dili üzerindeki yerli ve yabancı araştırmaları bizzat inceleyerek, dönemindeki bilginleri Türk dili üzerinde araştırmalar yapmaya yönlendirmiştir. Nitekim Türk dilinin en eski anıtları olan Göktürk yazılı metinlerinin ilk iki cildi onun sağlığında yayımlanmış; 1940'larda yayın hayatına çıkabilen Divanü Lügati't-Türk, Kutadgu Bilig gibi eserler üzerinde de yine onun sağlığında çalışılmaya başlanmıştır.Daha sonra birçok cilt hâlinde ortaya çıkacak olan Tarama ve Derleme Sözlüğü'yle ilgili çalışmalar da Atatürk'ün sağlığında başlamıştır. Tarama Sözlüğü, 13. yüzyılda başlayan Batı Türkçesinin eski eserlerinin taranmasıyla; Derleme Sözlüğü, Anadolu ağızlarında kullanılan kelimelerin derlenmesiyle oluşturulmuş büyük sözlüklerdir. Çağdaş Türkçenin grameri, sözlüğü, imlâsı ve terimleriyle ilgili çalışmalar da Atatürk tarafından ilgiyle izlenmiştir.

DİLİMİZDE YOZLAŞMALAR
Günümüzde dilimizi yozlaştıran, yazılı ve görsel basında da oldukça fazla oranda örneklerle karşılaşmaktayız. 
Örneğin: duyuru sözcüğünü "anons", genellikle sanatçılar için kullanılması söz konusu olan yıldız sözcüğü yerine "star",cankurtaran sözcüğü yerine "ambulans", hoşça kal denileceği yerde "bye bye" denilmektedir. Çok sık olarak karşılaştığımız "performans" sözcüğü verimli çalışma sözcüğünün yerine geçti. Bugün sizlerin de yukarıda örneklerini gördüğünüz gibi kendi anadilimize gereken önemi göstermemekteyiz. Bu konuda birkaç örnek daha verecek olursak; tanıtıma "demo" sunucuya "spiker" gösteriye "show" gösteri yapana "showmen" radyo sunucusuna "diskjokey" hanımefendiye "fırstlady" bakkala "market" torbaya "poşet" mağazaya "süper gros market" ucuzluğa "damping" duyuru tahtasına"bilboard" diyorlar. Bilgi vermeye bilgilendirmeye "brifing" bildiri sunmaya "deklarasyon" uğraşa "hoby" kentlerin girişine güzelim "hoş geldiniz" yazmak varken "welcome",kent çıkışına yine İngilizce "goodbye" korumaya "bodygard" sanat ve meslek ustalarına "duayen" saygın kişiye "prestij sahibi" alanlara meydanlara "platform" merkezlere "center" büyüğe "mega" küçüğe "mikro" sonuca "final" özleme "nostalji" iş hanlarına "plaza" sergiye "galeri center room show room" yol üstü aşevlerine "fast food" yemek çeşitlerine "menü" ödemeye ise "adisyon" kaynak bulmaya "fon", uzlaştırıcı yerine "ombudsman" yarım gün yerine "parttaym" gibi yozlaştırılan sözcük örneklerini sayabiliriz.

Ülkemizde son yıllarda yabancı isim verme alışkanlığı,şehirlerimiz ve kasabalarımızda işyerlerine verilen adlardan,tekstil ürünlerine, alışveriş merkezlerinden yeni yapılan sitelere her gün artarak sürmektedir.Hatta bugün çocuklarımıza bile yabancı ad verme yarış halini almıştır.Dünyada konuşulan beşinci dil olan Türkçenin zenginliği yabancı ad koyma çılgınlığına kurban edilmektedir.Tüm toplumun Türkçe ad koyma duyarlılığını göstermesi gerekmektedir.

Sözlerimi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ulusal duygu ile dil arasındaki bağ çok güçlüdür. Dilin ulusal ve zengin olması ulusal duygunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en varsıllarındadır, yeter ki bilinçle işlensin.Ülkesinin yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır." sözleriyle noktalıyorum.



Paylaş | | Yorum Yaz
8845 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İKİNCİ İNÖNÜ SAVAŞI VE KURUCAŞİLE'DE YANSIMALARI - 01/04/2013
Bugün Kurtuluş Savaşımızın önemli bir dönüm noktalarından biri olan,düşmanın binlerce ölüsüyle doldurduğu İnönü ovasını silahlarımıza bıraktığı İkinci İnönü Zaferinin 92. yıldönümüdür.
KURUCAŞİLE ÖMERLER MAHALLESİ - 22/03/2013
KURUCAŞİLE ÖMERLER MAHALLESİ
ÇANAKKALE SAVAŞI VE KURUCAŞİLELİLER - 17/03/2013
Çanakkale içinde vurdular beni Ölmeden mezara koydular beni
KURUCAŞİLE AHŞAP TEKNE YAPIMINDA BİR MARKADIR - 05/03/2013
Kurucaşile bugün "AHŞAP TEKNE YAPIMI" alanında yalnızca ülkemizde değil,dünyada aranan bir bölgedir.
1830-1831 YILI KURUCAŞİLE BÖLGESİ NÜFUS SAYIMI VE LAKAPLAR - 18/02/2013
Osmanlılar döneminde yapılan batılı anlamda ilk nüfus sayımı sonuçları ile Kurucaşile bölgesinin o dönemdeki lakaplarının istatistiki bilgileridir.
II.MAHMUT DÖNEMİNDEKİ İLK ORDU'NUN KURUCAŞİLELİ ASKERLERİ - 10/02/2013
ASAKİR-İ MANSURE-İ MUHAMMEDİYYE ASKERLERİ
TEKKEÖNÜLÜ MÜTESELLİM HAYDUTOĞLU MEHMET BEY(3) - 03/02/2013
TEKKEÖNÜLÜ MÜTESELLİM HAYDUTOĞLU MEHMET BEY(3)
TEKKEÖNÜLÜ MÜTESELLİM HAYDUTOĞLU MEHMET BEY(2) - 01/02/2013
TEKKEÖNÜLÜ MÜTESELLİM HAYDUTOĞLU MEHMET BEY(2)
TEKKEÖNÜLÜ MÜTESELLİM HAYDUTOĞLU MEHMET BEY(1) - 29/01/2013
TEKKEÖNÜLÜ MÜTESELLİM HAYDUTOĞLU MEHMET BEY(1)
 Devamı