Semra TÜFEKCİ

Semra TÜFEKCİ
semra70741@hotmail.com
MERHABA KURUCAŞİLE
13/01/2015

    (Sevgili Kurucaşile, kısaca kendimi tanıtmak istiyorum; ben Emekli Öğretmen Hasan KÖROĞLU ve Vurşen  KÖROĞLU’nun tek kız çocuğuyum, üç erkek kardeşim var. Altı yıl evvel Bartın Manşet Gazetesinde başladım amatörce yazılı basında yazmaya. Şimdi İnternet gazetesi Bartın İnfo da yazıyorum. Gönüllü eğitimciyim aynı zamanda. Bartın Valiliği İnsan Hakları kurulu üyesiyim. Atatürkçü Düşünce Derneği üyeliğim de var. Ve Genç Yazar köşesi ile  de yazı yazdığım gazetelerde  özel ve köşe de kalmış yeteneklere fırsatlar veriyor, eğitime ve aydın geleceğe katkıda bulunmaya çalışıyorum.)


Ben yazarım;

    Hayallerimi yazarım, umutlarımı, düşlerimi, söylemek isteyip söyleyemediklerimi yazarım. Yazarım ben ilk kez yazı yazmayı öğrendiğim günden beri. Evveliyatı da var, yazmayı henüz beceremediğim zamanlardan biriktirdiklerimdi onlar. Eksik olan yazılarımı kapatmak için yazmaya başladım ama o gün bu gündür hep bir şeyler eksik ve ben yazıyorum. Sevindim yazdım, yeni insanlar, yeni canlar tanıdım yazdım. Öfkelendim, kızdım ve yazdım. Güzelliklere şahit oldum yine yazdım. Doğduğum doyduğum şehre hayranlığımı ve minnetimi de yazdım. Sular İlahı'nın ilahesini canlandırdım hayalimde kendime eş, onu da yazdım. Sonra; bu ilahenin prensesi Amastristin, mistik dokusu içerisinde ki yaşamını hayal ettim "Çem-i Cihan'ı "işte ben de yüreğimde ki gözümle böyle görüyorum deyip, yine yazdım. Kiraz diyarı Kerasus'u... Ülkemin serin ve en güzel sularına burnunu uzatmış, antik çağda Paflagonya' nın içerisinde bulunan Helen kolonisi olarak kurulan Sinope'yi de yazdım.
Sonra bir baktım şehirler hayallerim olmuş. Ama hala hiç biri gerçek hayalimi yansıtmamış. 

    Bak Semra; sen yazarak başladın yazarak hayal kurdun, yazarak savaştın ve mücadele ettin. Bedenin dur deyip yorulduğunda, ağırlaşsa da parmakların, yılların ve kitapların zenginleştirdiği beynin inşallah buna izin vermeyecek. Durana kadar bütün sistem, paylaşmalısın tüm duygularını.
Neden Kurucaşile peki?

      Yazmaya başladığım gün ilk hayalim; görüşü hiç bozulmayacak, engin denize nazır, yeşilin içinde kaybolmuş bir evdi. Çatı katının kesintisiz camdan penceresinin hemen önünde, kalemim, aydınlık yüzlü kağıdım ve tanrının en son izin verdiği yaşımdayım. Yazarak başladım ve yazarak bitirmek istediğim manzaranın önündeyim. Masmavi turkuazla karışık gökle birleşmiş, bana ve ona daha yakın yerdeyim. Evimin arka bahçesinin baktığı yeşil ormanın, gözümün önündeki mavi ormana düşen gölgesini hayal ediyor, bakir doğanın insanlara rağmen bozulmadığını görüyorum. Yosun kokusu, ille de memleketim deyip deniz kıyısında sandallara gövde yapan insanların ciğerlerine doluyor. Denizin yaktığı yüzleriyle bu insanlar cennet dünyanın çok farkındalar. Fakat, endişeleri yine de okunuyor yüzlerinden. Bu cenneti de bozarlarsa dercesine... Hissediyorum.

     Yıllar sonra ulaşılması zor sarp geçitlere rağmen, çok konuşulan, ulaşılması zor olduğu için aranmayan Kurucaşile'yi görmek istedim. Hakikaten çok zordu sana ulaşmak. Bedenimde ki bütün sistemlerim alt üst oldu döne döne gelmekten sana. Araçtan inip adımımı attığımda; o koku, o renkler ve insanlar...Bu sarp geçitlerin arkasına saklanmış bulunmak istemeyen bir cennet, eşleşiverdi dimağımda sakladığım hayalimle. Ulaşılması zor hayaller bunlar dercesine adeta. Yeşilin ve mavinin bizde bundan daha çoook var deyip, şımarık şımarık püfür püfür saçlarıma yüzüme savurduğu o havayı yaşamak lazım. Ailem ve ben kısa süreli şaşkınlığımızın ardından, yorgunluğumuza değer dedirttirdi bu yolları aşmak, sana ulaşmak Kurucaşile...

     Şimdi tek hayalim, hayalimi sende gerçekleştirmek. Bir yerden başlamak lazım sanırım. Belki hayalim sadece hayal olarak kalacak ama ben hayal ettiğim o cennet için yazacağım bundan böyle.

     MERHABA KURUCAŞİLE.



Paylaş | | Yorum Yaz
4284 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları